4 Ekim 2007 Perşembe

Seri Üretim




Bir ürün ancak bize güzel olarak gösterilenler üzerindeyken güzel görünür. Başkalarının güzel dediğinin “güzel” olduğu bir düzen... Ortada bir karar vericinin olduğu muhakkak. O, bu güzeldir der. Etkileyici müzikler, yeni efektler, görüntü oyunlarıyla reklama konu, makyajla süslenen manken, “seyreden”, tutsak beyinlerde artık “güzel”dir. Ve onun yaptığı, giydiği her şey de yine “güzel”dir.
İnsan, açgözlülüğün doğal hak olduğuna, sahip olmanın varolma ile özdeşleştiğine, değiştirmenin, zamanı söylendiğinde (onlar tarafından), muhakkak yapılması gerektiğine inandırılır. Algıları sapmaya uğramış, sektöre üretimde lazım olan köle zihinlerle dolu bir toplum satın almaya teşvik edilir.
Ürün standarttır. Sektör küçük farklılıkların maliyetini kaldıramayacak kadar cimridir. Aynılığın kaygısızlığı aşısı vuruluverir. Farklılığın ötekileştirildiği... İşyerinde üniforma giyenler dışarıda da üniforma giydiklerini fark etmezler. Markanın sattığı her ucuz seri mal alınmalıdır.

27 Eylül 2007 Perşembe

Sigaraya Övgü

Üstün zehir çekme kapasitesine sahip ciğerlerim, dipsiz bir kuyu olan midemle birleşince karşınıza ben çıkıveririm. Bitmeyen isteklerim, dindirilemeyen arzularım, demir büken bileklerimle bendeniz...

Her yemeğin ardından sigara içme bir gereksinimdir. Otobüs durduysa, ders bittiyse sigara muhakkak içilmelidir. İçilmez ise eksik kalan bir şeyler olacaktır. Tamamlayıcı, anlamlandırıcı, çözümleyici ve açıklayıcı etken olarak görmek gerekir onu.

Çok saygıdeğer kardeşlerim, bu can alıcı yerde sizlerle vedalaşıyorum. Midemle ciğerim, vücudumda bir kavgaya tutuştu. Ciğerim havayı kendini temizlemekten başka bir eylemde kullanamayacağını ilan ettiğinde, Midem yiyecekleri hazmedemediğinden yemek borusuna barikat döşedi.Bu müstesna gecede sizlere “Deli Dumrul”u tanıttım.İyi geceler...

Parazit Dostlar

Sürdürülebileceğinin ötesine ite kaka getirilmiş, arka planında duygusallığı resmeden, birinin sömüren, birinin sömürülen rolünü üstlendiği, süregelen oyun. Başrolde olduğunu zanneden bir kan emici bulunur. Ve onun “Canım cicim” deyip iyi niyetinin suistimal edilmesine bir süre izin veren derin kişi vardır.

Kurnaz geçinen, gerçekten duygusal olanı, maddi ve manevi yönden yıpratır. “Kurnaz” çok konuşur. Algısı güçlü bir kişi “kurnaz”ın basit konuşma kalıplarının dışına çıkamadığını, çok konuşmasının bilgi ve kültürüyle zerre kadar ilişkisi olmadığını, bu kalıpları kullanıp yemeği evirip çevirip yeni bir yemekmiş gibi sunma kabiliyeti olduğunu fark eder.

Hayatının belli bir döneminde farklılıkların ön plana çıkmadığı, benzer değer yargılarının olduğu, benzer gelir düzeyiyle basit yaşamda ortak paydanın çabuk bulunabildiği bir ortamda sadece tesadüfen birlikte bulunulması sonucu doğan bir dostluktan söz ediyorum. Yerine bir başka karakterin olması farklılık yaratmayacaktır aslında. Bulunulan serbest, değer yargılarının birçok kez hiçe sayıldığı, fütursuzluğun, küfrün, içkinin kol gezdiği, sivri, keskin toplumsal yasaların köreldiği bu ortam aslında karakteri şekillendiren çekiç darbelerinden başka bir şey değildir. İşte bu çekiç darbelerini hissetmememiz için önümüze dostluk adı altında konmuş uyuşturucu etkisi yaratan ikili ilişkiler sırasında sömürücü, koparabildiğini koparmaya çalışır.

Sonu gelen ortam dirilişin filizlenişinin de habercisidir. Duygusalın, farkına varmanın ateşiyle kaynayan benliği lavını sömürene kusar. Sırtındaki kan emici, uyuşturucu etkisini kaybettikten sonra kaşındırmaya başlamıştır.İşte oyunda bu yeni aşamaya gelindiğinde kalite ortaya çıkar. O çekiç kiminin duygularını kırmıştır kiminin kafasını... Duyguları kırılan başroldekidir. Kafası kırılana ayna tutar; ona nasıl bir ucube olduğunu gösterir. İp kopmuştur. Bundan sonra istediği kadar sürdürülmeye çalışılsın, artık çok geçtir.

Aşağılık olan, sıfatını adına eklemiştir. Şansını tanınmadığı uzaklarda arar. Kendisini satışında aynı yöntemleri kullanır, ve işte algısı güçlü olan yöneticinin de aradığı tiptir aslında. Daha da yükselmesi için yapılması gereken onursuz işleri ucubeye verir.

Duyguları kırılanın yüzünden tebessüm eksilir ama umut ışığı sönmemiştir. Nefretini kustuktan sonra içinde oluşan boşluğu dolduracak gerçek bilgileri arar. Sanatına yön verecek ikinci aşama başlamıştır. Aktarım yöntemlerini kendisi belirler. Yenilik arar.

Nişan

Bir duraksama... Yaşanılan “evre”nin, vicdani yasalaştırıcısı. İnsan beyninin olmasına gönül veremediği kaçınılmaza rıza şartlarından birisidir nişan. Aile tesiriyle ortaya çıktığını düşünüyorum. Evliliklerin erken olduğu dönemlerde geçimsiz çiftler ortaya çıkmış. Düşünen insan buna çözümü evlilik benzeri yakınlaştırıcı, yüzükle bağlayıcı ailece gidip gelmeyi doğuran nişanda bulmuş. Çağdaş toplumdaki yeri eskisi kadar olmasa da sağlam. İleri düşünceye sahip olduğu sanılan zihinlerde yer bulabiliyor.